Avrupa’da yaşanan enerji krizleri, yalnızca yenilenebilir kaynaklara dayalı sistemlerin kırılganlığını ortaya koyarken, Türkiye’de yerli ve yerinde üretim yapan santraller enerji arz güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Yeniköy Kemerköy Enerji, Güney Ege’de tüketilen elektriğin önemli bir bölümünü karşılarken, enerji, istihdam ve rehabilitasyon başlıklarında yürüttüğü uygulamalarla dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik riskler, ülkelerin sahip olduğu yerli enerji kaynaklarının ekonomik bağımsızlık, toplumsal refah ve ulusal güvenlik bakımından önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Son dönemde, Rusya- Ukrayna savaşı sonrası Avrupa’nın yaşadığı enerji krizleri, küresel güç mücadelesinde yerli enerji kaynaklarının ve kritik maden rezervlerinin vazgeçilmez önemini somut bir şekilde ortaya koyuyor.
Türkiye’nin enerji politikalarında yerli kaynak kullanımı, yalnızca ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda ulusal arz güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Yerli kaynaklar arasında ön plana çıkan linyit kaynakları, doğal gaz ithalatını azaltarak enerji tedariğinde dış kaynaklı riskleri azaltıyor.
Yerli linyite dayalı üretim modeli, küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı Türkiye’ye öngörülebilir ve kontrol edilebilir bir üretim avantajı sunuyor. Bu yönüyle linyit, enerji sisteminde baz yük ihtiyacını karşılayan stratejik bir denge unsuru olarak kritik bir önem taşıyor.
Yeniköy Kemerköy Enerji Genel Müdür Yardımcısı Burak Işık, enerji arz güvenliğinin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, süreklilik ve kaynak çeşitliliğiyle mümkün olabileceğini dikkat çekti:
“Enerji arz güvenliği bizim için sadece ne kadar ürettiğimizle ilgili değil; o enerjiyi ne kadar sürdürülebilir, kesintisiz ve yerli kaynaklarla sağlayabildiğimizle ilgili. Yeniköy Kemerköy Enerji olarak yerli linyitle üretim yaparak enerji arz güvenliğine katkı sağlamanın yanı sıra elektrik şebekesinin sabit ve sağlıklı beslenebilmesi için ihtiyaç duyulan baz yük santralleri olarak görev yapıyoruz. İspanya ve Portekiz’de hayatı durma noktasına getiren uzun süreli elektrik kesintilerinin nedeni, bu ülkelerin yeterli baz yük santraline sahip olmamalarıydı. Hem jeopolitik riskler hem de sağlıklı bir elektrik altyapısı için sigorta görevi görüyoruz.”
Enerjide “yerinde üretim” modeli
Türkiye’nin klasik enerji haritasında üretim genellikle Doğu ve Güneydoğu’da yoğunlaşırken, tüketim büyük ölçüde Batı ve kıyı bölgelerinde gerçekleşiyor. Bu durum hem iletim altyapısında yük oluşturuyor hem de arz güvenliği açısından kırılganlık yaratıyor.
Bu noktada yerli kaynaklarla yerinde üretim yapan tesisler öne çıkıyor. Muğla, Milas’ta faaliyet gösteren Yeniköy Kemerköy Enerji, ülkenin önemli turizm bölgelerinden biri olan Güney Ege’de kullanılan elektriğin yaklaşık yüzde 62’sini karşılıyor. Toplam 1.119 MW kurulu gücü ile Türkiye’nin elektrik ihtiyacının ortalama yüzde 2,2’sini sağlıyor. Şirketin bölgesel kalkınmadaki önemine dikkat çeken Burak Işık, “Güney Ege’nin turizm ve endüstriyel büyümesinin ihtiyaç duyduğu enerjinin büyük kısmını kesintisiz olarak sağlıyoruz. Elektrik tüketildiği yerde üretiliyor, bölgemizin kalkınması yolunda rekabetçi bir konumda olmasına destek sağlıyoruz. Yerinde üretim, özellikle turizm ve sanayi açısından kritik bölgelerde artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi.

Kömür altın değerinde elektriğe dönüşüyor
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre son 10 yılda küresel elektrik talebi enerji talebine göre iki kat daha fazla büyürken gelecek 10 yılda bu elektriğe olan talep enerjiye göre altı kat daha fazla olacak. Burak Işık, zaman zaman dile getirilen “buradan çıkan kömür düşük kalorili, dolayısıyla kalitesiz” iddialarına “Burada belirleyici olan kömürün kalorisi değil; o kömürü en verimli ve çevreyle uyumlu biçimde enerjiye dönüştürebilecek teknolojiye sahip olmak. Elektrik enerjisine her yıl ciddi bir talep artışı var ve biz sahalarımızdan çıkan kömürü altın değerine elektriğe dönüştürüyoruz” diyerek açıklık getirdi:
“Yeniköy ve Kemerköy santralleri, tam da bu sahalardan çıkarılan yerli linyiti yakmak üzere özel olarak tasarlanmış tesisler. Bu üretim modeliyle yıllık yaklaşık 1,4 milyar metreküp doğal gaz ithalatının önüne geçiyoruz ve bu, yaklaşık 500 milyon dolarlık bir kaynağın ülkede kalması anlamına geliyor.”

Bölge için yalnızca santral değil, yaşam kaynağı
Milas ve çevresinde büyük bir şirketin varlığı, bölge ekonomisi ve istihdam dengeleri açısından belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Yeniköy Kemerköy Enerji’nin Muğla’nın en büyük 3. sanayi şirketi olduğunu belirten Burak Işık, santralin bölgeyle kurduğu ekonomik ilişkiye vurgu yaptı:
“Bugün tesislerimizde çalışan 3000 kişinin yüzde 85’i Milas ve çevresinden. Aileleriyle birlikte düşündüğümüzde, doğrudan ya da dolaylı olarak yaklaşık 100 bin kişilik bir nüfus bu ekosistemin içinde yer alıyor. Yalnızca istihdam değil tedarik zinciri üzerinden oluşan ekonomik hareketlilik de bölgeye ciddi katkı sağlıyor. Bölgeden yaptığımız mal ve hizmet alımları yıllık 5 milyar TL’yi aşıyor.”
Toprağın hafızası silinmez
Enerji ve madencilik faaliyetleriyle ilgili en hassas başlıklardan biri de rehabilitasyon. “Hüsamlar Yeniden” projesi, Cumhuriyet tarihinin tek seferde yapılan en büyük doğaya geri kazandırma çalışması olarak öne çıkıyor. Proje, yalnızca ağaç dikimini değil; bölgenin doğal yapısına, sosyal dokusuna ve kültürel mirasına saygılı bütüncül bir ekosistem dönüşümünü hedefliyor.
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nin izleme ve raporlama desteğiyle yürütülen projede, 576 hektar alanda yaklaşık 250 bin fidan ve bitki toprakla buluşturuldu. Bazı bölgelerde dikim başarısı yüzde 96’ya ulaştı.

Rehabilitasyonun görünmeyen temeli
Uzmanlar, Türkiye genelinde tarım topraklarının ve özellikle verimli üst toprağın hızla yok olduğuna dikkat çekiyor. Heinrich-Böll Stiftung Derneği tarafından yayınlanan Toprak Atlası-2025 başlıklı raporda, her yıl yaklaşık 642 milyon ton verimli üst toprağın kaybolduğu, son altı yılda 1.860 kilometrekare tarım alanının betonlaştığı ve organik madde oranının yüzde 2’nin altına düştüğü ifade edildi. Burak Işık, Yeniköy Kemerköy Enerji sahalarında üst toprağın stratejik bir doğal varlık olarak ele alındığını belirtti:
“Madencilik faaliyetleri başlamadan önce verimli üst toprak tabakası ayrı olarak sıyrılıyor, uygun koşullarda depolanıyor ve nem, sıkışma ve biyolojik yapı kaybına karşı sürekli kontrol altında tutuluyor. Biz toprağı gelecek için emanet olarak görüyoruz. Üst toprağı korumadan sağlıklı rehabilitasyon olmaz. Hüsamlar’da elde ettiğimiz sonuçlar bunun sahadaki karşılığıdır.”
KUTU 1
Rakamlarla Hüsamlar’da rehabilitasyon
- 576 hektar alan doğaya kazandırıldı
- 250 bin fidan ve bitki dikildi
- Bazı bölgelerde yüzde 96 dikim başarısı sağlandı
- Rekreasyon alanları, yürüyüş yolları ve göletler planlandı
- 2032’ye kadar toplam 1363 hektar alanın rehabilite edilmesi hedefleniyor
KUTU 2
Zeytin ağaçlarında bilimsel taşıma modeli
Yeniköy Kemerköy Enerji sahalarında uygulanan zeytin taşıma çalışmaları, Türkiye’de sınırlı sayıda örneği bulunan bilimsel temelli uygulamalar arasında gösteriliyor. Uygulama, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya’nın oluşturduğu akademik ekip tarafından yürütülüyor. Özkaya, çalışmanın sıradan bir yer değiştirme değil, planlama gerektiren bir koruma süreci olduğuna dikkat çekiyor:
“Amaç ağacı taşımak değil, yaşam döngüsünü yeni yerinde sağlıklı biçimde devam ettirebileceği koşulları oluşturmak. Budama, kök hazırlığı ve yeni dikim alanlarının seçimini detaylı ve bilimsel yöntemlerle planlıyoruz. Zeytin taşıma doğru yöntemlerle yapıldığında doğayla çelişen değil, onu koruyan bir uygulama haline geliyor.”


